Arpacı Kumrusu Gibi Düşün Şimdi...
Cüneyt Arcayürek (Cumhuriyet Gazetesi)
Malatya olayını yansıtan gazete başlıkları: Gaflet... Kâbus sürüyor.
Ne o ne bu. Bu iktidar ektiğini biçiyor. Diğer dinlere duyulan düşmanlığı uyandırdı. Trabzon'da Rahip Santoro , şu veya bu siyasal nedenlere bağlanarak öldürüldüğü üzerine senaryolar yazılan Ermeni kökenli Hrant Dink ...
Bir zamanların Türkiye'yi İslam Cumhuriyeti'ne dönüştürme düşleri gören, iktidara geldikten sonra bu amacını takıyye üslubu ile örten RTE 'nin; Batı'da Hıristiyan dünyasına kasım kasım kasılarak Müslüman Türkiye'yi Medeniyetler Buluşması'nın ana rahmi göstermesinin... lafı güzaftan ibaret olduğu son olayla kanıtlandı.
Din kavramını durmadan işledi ve ne kadar ılımlı dinsel kavramlardan, medeniyetler buluşmasından söz ederse etsin, uyuyan canavarı uyandırdı.
Malatya'daki katliam bir son değil. Din adına cinayet işlemeyi emreden canavarın uyanışıdır.
İktidar Müslümanlıktan başka dinlere karşı giderek yaygınlaşan olaylar karşısında suskun. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu gazetecilere klasik açıklamalar yapıyor. Kürsüden ayrılırken baktım hareketlerine, yüz ifadesine; olayın şokunu yaşayan bir devlet adamı izi görmedim.
Çünkü AKP iktidarı, Türkiye'nin sorunlarından palamarları çözmüş; RTE'nin Çankaya sevdasına çare aramaya çalışıyor.
Hiç beklemedikleri, din diyerek, kalkındırdık Türkiye'yi diyerek, 80 yıllık Cumhuriyet'teki gelişmeleri, Atatürk 'ün çağdaşlık yolundaki öğretilerini yadsıyarak bugünlere gelmenin faturasını şimdi ödüyorlar.
Halk arkalarında değil. Tandoğan mitingini iktidara, RTE'nin cumhurbaşkanlığına uygun biçimde destek veren holding medyası bile yadsıyamadı. Ünlü gazete yöneticisi ( Ertuğrul Özkök ), yüz binler Cumhuriyeti koruma, laikliği savunma, Atatürk'e, ilkelerine, gösterdiği hedeflere bağlılığı haykırınca şaşırdığını itiraf etmek zorunda kaldı.
TÜSİAD bile uyandı. RTE'nin Çankaya'ya çıkmasını Meclis'teki 350 AKP milletvekilinin kararına bırakan açıklamalarından sonra, Aydın Doğan 'ın kızı TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ Hanımefendi, yüz binleri "bindirilmiş kıtalar" diye küçümseyip aşağılayan RTE'ye Tandoğan mitinginin göstergelerini anımsattı. Miting, Bayan Başkan'ın "kişisel" dediği -oysa bal gibi TÜSİAD'ın tutumundan çark ettiğini gösteren- bir ifade biçimiyle "Bana kalırsa RTE aday olmayacak" dedirtecek noktaya getirdi.
AKP Genel Merkezi'nin örgütün görüşlerini soran anketi kamuoyundan saklanıyor.
Milletvekillerinin eğilimlerini saptayan, nabzını tutan girişimler açıklanmıyor.
RTE'ye gelince; aylardır her konuşmasından yansıyan kendinden, çevresinden emin tavrı; yerini son günlerde birden duraksamalara, Çankaya'ya çıkmak mı yoksa çıkmamak mı sorusuna yanıt aramaya bıraktı. Son günlerde kesin yanıt veremeyen, ne yapacağını bilemeyen bir lider portresi çiziyor.
Geçen ay kendine de partisine de ve hatta halka o denli güven duyuyordu ki, birçok kez adaylık sürecinin başlayacağı (başladığı) 16 Nisan'da AKP'nin yani kendisinin adaylığını ilan edeceğini duyurdu.
Sonra zikzaklar çizmeye başladı. 16 Nisan geldi, geçti. 18 Nisan dedi. Geldi, geçti. Partisinin karar mekanizması MKYK'de -gazete haberlerine göre- üyelerin yüzde 70'i genel başkan kalmasını istiyor, Çankaya'ya çıkmasına karşı çıkıyor.
Vakit daralıyor. 25 Nisan gece yarısına kadar... ya aday olacak ya da?..
Fakat RTE'nin adaylığını açıklamayı durmadan ertelemesi bir iki açıdan önemli. Birincisi bir türlü karar veremediği ortaya çıkıyor.
İkinci nokta, şayet aday olmaktan vazgeçerse AKP içinden kimi cumhurbaşkanı adayı göstereceğini son güne bırakmadan, vakit yitirmeden saptaması gerekiyor.
Kendi dışında AKP içinden adayı parti içinde değil, muhalefetle istişare ederek saptaması iyimser varsayım. Yok eğer yine partisiyle baş başa verip bir cumhurbaşkanı adayı saptayacak olursa... bu kez hem partisi içinde hem de dışında kıyametler kopacağını biliyor.
Bugün yarın TBMM Başkanı Arınç ve hatta Abdullah Gül 'le görüşeceği söyleniyor. Neden Arınç? Aday olmazsa, Gül'ü de aday göstermezse bir başka ismi Çankaya'ya göndermeye kalkışırsa... o koltuğa oturmak için yanıp tutuşan, laiklikten başlayarak devlet yönetimiyle ilgili çarpık görüşleri bilinen Arınç'ın olası tepkisini nasıl önleyecek? Beterin beteri vardır diye algılanan Arınç'ı Türkiye'nin sindirmesini nasıl sağlayacak?
Adaylığını veya aday olmasını önereceği kişiyi açıklamayı durmadan ertelemesi, duraksamalar geçirmesi; zaten çapraşık bir sorun olan Cumhurbaşkanlığı sorununu içinden çıkılmaz, önünde arkasında büyük sorunlar bırakan bir konuma getiriyor.
Ne var ki, artık RTE'nin de kabul etmesi gerekir.
Tandoğan mitingi bütün hesapları altüst etti. Adaylıktan içi kan ağlayarak vazgeçerse bu sonucu TÜSİAD'dan medyaya kadar hemen her çevrede değişim sağlayan, sessiz çoğunluğun gür sesi Tandoğan mitingi tetiklemiş olacak.
Darbe mi, al sana: 14 Nisan halk darbesinden sonra Ömer Asım Aksoy 'un Deyimler Sözlüğü'ne göre "çaresizlik içinde umutsuz ve derin düşünen" arpacı kumrusu gibi şimdi ne yapacağına karar veremiyor.
Geldiğin son durumda şunu unutma RTE: Senden büyük halk var!
GÜNDEM /MUSTAFA BALBAY /Katil Fidelikleri!
Malatya olayıyla birlikte bir kez daha sarsıldık, sormak zorunda kaldık:
Türkiye nereye gidiyor? Ya da nereye götürülüyor?
Tam ülke gündemi kendi doğal sürecinde ine çıka dalgalanırken, beklenmedik bir olay meydana geliyor ve tüm ülke gerçekleri, deniz kıyısındaki kumdan kalelerin suyun altında eriyip gidişi gibi ikincilleşiyor...
Havada uçuşan onlarca soru var...
Tıpkı Rahip Santoro , tıpkı Hrant Dink olayında olduğu gibi failin 20 yaşın altında olduğu bir cinayetle karşı karşıyayız. Bu genç-çocukları böylesine vahşi eylemlere kim-kimler yönlendiriyor?
Her cinayet sonrasındaki klasik soru şudur: Bu olay kimin işine yarar?
Soruya verilebilecek ilk yanıt şu: Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyenlerin...
Bunlar kimler? Her şeyden önce Türkiye'nin üniter, laik yapısının devam etmesini istemeyenler...
Kimler bunu istemez? Türkiye'yi istediği gibi kullanamayan, Türkiye'nin bölgede kendi duruşu olan bir ülke olmasını kabul etmeyenler...
Bir bütün olarak baktığımızda Malatya saldırısının hedefi nettir: Türkiye...
Saldırının hedefi bu... Peki, saldırıda kullanılan gençler başka bir ülkeden mi ya da uzaydan mı getiriliyor?
Hayır... Tümü içimizdeler.
Dink cinayetinden sonra şu saptamayı yapmıştık: Faillerin kolay ortaya çıkarıldığı, çok amatör işlenmiş gibi görünen ama, son derece profesyonel bir cinayetler serisiyle karşı karşıyayız...
Serinin son halkası Malatya.
Cinayette kullanılan gençler bunu vatan için yaptıklarını söylemişler. Tümünün cebinden şu mesaj çıkıyor:
"Beşimiz kardeşiz, ölüme gidiyoruz, dönmeyebiliriz."
Cinayette kullandıkları yöntemse şeriatçı örgütleri anımsatıyor. Amatör görünümlü bir profesyonellik!
Bize göre yakalanan zanlıların gerisinde en az 3 halka var. Birinci halka, bölgedeki irticai yapılanma. İkinci halka, bu yapılanmayla temas kuran aynı amaç görünümlü profesyonel bağ. Üçüncü halka, cinayetle neyi hedeflediğini çok iyi bilen merkez...
Birinci ve ikinci halka ne yazık ki Anadolu'nun pek çok kentinde yaygın. Gençler adeta bir fideliğe alınır gibi buralarda yetiştiriliyor... Eğitim sistemindeki bozukluktan ekonomideki uçurumlara, siyasetteki çarpıklıktan toplumsal dokudaki bozulmaya kadar bunun pek çok nedeni var.
Devlet ve İslam kitabını yazarken, güvenlik birimlerinin irticai örgütler ve hareketlerle ilgili raporlarında dikkatimi çeken değerlendirmelerden biri şuydu:
"Çok boyutlu, çok cepheli, tek hedefli..."
Bir irticai örgüt sadece hayır işiyle yayılıyor ama, ana hedef, şeriat... Başka bir örgüt kan döküyor ama, ana hedef, şeriat...
Bu bağlamda çok ciddi bir iç barış ve iç güvenlik sorunuyla karşı karşıyayız...
Malatya olayı dışarıda nasıl yankılanacak? Her şeyden önce Türkiye'ye şu damgayı vuracaklar:
İç barışının olmadığı, insanların kendi dinlerinden başka hiçbir inanışa tahammülünün olmadığı, pek çok yaptırıma muhtaç bir ülke...
Bunun ilk işaretleri verildi bile. Buyrun size Erdoğan 'ın başbakanlığında AB'ye aday bir ülke!
Bir soru daha: Malatya'da misyoner bir Alman, kimin desteğiyle orada yaşar?
Olayın önümüzdeki günlerde de enine boyuna sorgulanacağı yönlerden biri bu.
Hıristiyanlığın yayılması için şöyle bir bölümleme yapılır: Birinci bin yılda, Avrupa Hıristiyanlaştı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder