...
#başbağlarkatliamıLiteraTürk
Yazın - Sanat - Ekin / Literatur - Kunst - Kultur
Translate
06 Temmuz, 2026
#Başbağlarkatliamı
02 Temmuz, 2026
BUGÜN SİVAS KATLİAMI'NIN -33 AYDINIMIZIN YAKILIŞININ- 33. YILI; UNUTMADIK UNUTMAYACAĞIZ!
Sivas Katliamı'nı unutursak; kalbim kurusun demeye kalmaz bu şeyler; doğaya ve insana özgü iyi güzel olan ne varsa yakar-yıkar yok ederler.
Bu yaratıkların, çirkinliklerini vurgulayan hiçbir şeyi görmeye tahammülleri yok.
28 Haziran, 2026
ERMENİ HALKI'NIN GENETİĞİNE DÖNÜŞTÜRÜLEN TÜRK DÜŞMANLIĞI/ VAROLUŞ NEDENİNİ BİR DÜŞMALIĞA DAYANDIRMAK
Bugün Arda'nın; sporcusundan siyasetçisine ders (tokat) niteliğinde olan konuşmasının videosunu ararken, "Türklerin en az gittiği ülkeler"i merak eden ve oralara giden bir gezgin çıktı karşıma: Türklerin en az gittiği ülkeler Ermenistan ve Suriye'ymiş.
Ermenistan gezisini izleyince, yok artık bu kadar da olmaz dedim ve önüme düşen aynı konulu bi sürü başka gezgini izledim. Sonuç gerçekten ürkütücü. Kendimi bir an öyle bir yerde düşündüm; korku filmi gibi...
Bir halkın yedisinden yetmişine -yüz küsür yıl önce yaşandığı iddia edilen sözde bir soykırım başlığı altında- başka bir halktan böylesine nefret etmesini canlı tutmanın alt katmanlarını en iyi anlatan kişilerden birini buldum.
Hayır-hayır, bir zamanlar TTK'da çalışmaya çalışan Prof. Yusuf Halaçoğlu değil, bu profesör, kendi deyimiyle "bir devlet üniversitesinde çalışmaya çalışan"Behçet Yalın Özkara:
14 Mayıs, 2026
Kriz ve Keriz - İktisada Yeşil Çözüm
AŞIKLAR - Gönül Hürriyet Aydın
Vardığım sonuç şu:
Pop-özgün-Arabeks diye adlandırılmış türdeki müzikleri dinlerken -keyfim gıcır olduğu halde- kendimi, sözlerin göndermelerine yaşamımda bir karşılık ararken yakalıyorum!!! İşin tatsız yanı, aradığım karşılıklar; ayrılıkla, hüzünle kederle ilintili olmalı hep!!Sanki bugünki gibi, karanlık, ıslak ve soğuk bir havada, gitmek istemediğin bir adrese gitmek zorunda olmak, ya da kendini oraya gitmek için zorlamak...
Nerden bakarsam bakayım, -genelde- bena sana/bende sende; zavallı, umarsız, yanlız birini aratıyor/dayatıyor bu göndermeler... Bu tür parçaları; kendimi hastalıklı bir ilşkiden kurtardıktan beri; hemen hemen yirmi küsür yıldır hiç dinlemediğimi söyleyebilirim.
Sezen'i dinlerdim, bir on onbeş sene öncesine kadar, arada bir de olsa... Çaktırmadan arabesk yaptığını/hüzün sattığını kendime rağmen kabul edene kadar... Ama Muazzez Abacı'yı hep dinledim- dinliyorum. Gürül-gürül sesinde, ayağa kalk diyen bir yan var...
Benlerce yıllık deneyimlerden sağaltılan türkülerimizi ve onları dillendiren Aşıklarımızı seviyorum. Olanağım olsa, burada bir aşıklar fesivali düzenlemeyi bile düşünüyorum. Bunu daha önce de düşünmüştüm. Bir gün yap'cam gibi...
Türküleri dinlerken, yukarda andığım (pop, özgün, arabesk) türlerin neden olduğu ağdalı/ağlamaklı/doping yapılmış duyguların aksine, kendimi evimde- bir yere ait,dingin hissediyorum.
"Güzelliğin beş para etmez
Şu bendeki aşk olmazsa"
diyen ozanın göndermelerini, bilgeliğini irdelemeye başlamadan önce ocağa çay koymalıyım.
