Translate

06 Temmuz, 2026

#Başbağlarkatliamı

5 Temmuz 1993
Erzincan Kemaliye'nin Başbağlar köyünde akşam ezanı okunurken bir grup ırkçı narko terör örgütü cani PKK’lı camiiye girdi, cemaati dışarı çıkarıp örgüt propagandası yaptıktan sonra hepsini kurşuna dizdi ve köyü ateşe verdiler.

...

#başbağlarkatliamı

02 Temmuz, 2026

BUGÜN SİVAS KATLİAMI'NIN -33 AYDINIMIZIN YAKILIŞININ- 33. YILI; UNUTMADIK UNUTMAYACAĞIZ!

Sivas Katliamı bir sıfır noktasıdır: Aydınlıkla karanlığın, iyi ile kötünün, bilgeyle yobazın, gelecek ile geçmişin karşılaştığı sıfır noktası.

Sivas Katliamı'nı unutursak; kalbim kurusun demeye kalmaz bu şeyler; doğaya ve insana özgü iyi güzel olan ne varsa yakar-yıkar yok ederler.

Bu yaratıkların, çirkinliklerini vurgulayan hiçbir şeyi görmeye tahammülleri yok.

28 Haziran, 2026

ERMENİ HALKI'NIN GENETİĞİNE DÖNÜŞTÜRÜLEN TÜRK DÜŞMANLIĞI/ VAROLUŞ NEDENİNİ BİR DÜŞMALIĞA DAYANDIRMAK

Pazar günlerimi -genelde- Youtube'da gezgin videoları ya da "pazar sineması" günlerini çağrıştıran filmler izleyerek geçiririm. Bu aralar gözüm futboldan başka birşey görmese de metal zeka mantığı önüme sürekli gezi videoları, kovboy filmleri çıkarıyor.

Bugün Arda'nın; sporcusundan siyasetçisine ders (tokat) niteliğinde olan konuşmasının videosunu ararken, "Türklerin en az gittiği ülkeler"i merak eden ve oralara giden bir gezgin çıktı karşıma: Türklerin en az gittiği ülkeler Ermenistan ve Suriye'ymiş.

Ermenistan gezisini izleyince, yok artık bu kadar da olmaz dedim ve önüme düşen aynı konulu bi sürü başka gezgini izledim. Sonuç gerçekten ürkütücü. Kendimi bir an öyle bir yerde düşündüm; korku filmi gibi...

Bir halkın yedisinden yetmişine -yüz küsür yıl önce yaşandığı iddia edilen sözde bir soykırım başlığı altında- başka bir halktan böylesine nefret etmesini canlı tutmanın alt katmanlarını en iyi anlatan kişilerden birini buldum.

Hayır-hayır, bir zamanlar TTK'da çalışmaya çalışan Prof. Yusuf Halaçoğlu değil, bu profesör, kendi deyimiyle "bir devlet üniversitesinde çalışmaya çalışan"
Behçet Yalın Özkara:

14 Mayıs, 2026

"48 Saat Neukölln Festivali" bağlamında Gönül Hürriyet Aydın'ın yazıp yönettiği kısa film "24 Saat Richard Semti"

Kriz ve Keriz - İktisada Yeşil Çözüm

Başbakan Tayyip Erdoğan, ekonomik krizin ilk gününden bu yana “kriz teğet geçti-geçiyor” iddiasından vazgeçmedi.
Arada, “kriz psikolojiktir” gibi gerçeküstü tanımlamalarda da bulundu.
Ekonomistler, Başbakanın ekonomi bilgisini ballandıra ballandıra halka anlatırken, salt oğlunun gemiciğinden hareket etmediler elbette…
Başbakanın “tuvalet fiyatını 1 milyondan 1 liraya düşürdüm” şeklindeki büyük atılımı günlerce alkış aldı.
Başbakan Erdoğan, “kriz teğet geçti” iddiasını önceki gün de sürdürdü.
Eskişehir mitinginde halka seslenen Erdoğan, “Kriz, bizim kriz değil. Teğet geçecek dediğimde dalga geçtiler” diyerek, en başından beri kendisine inanmayan siyasi çevrelere de gönderme yaptı!
Gerçi Türkiye pek çok ekonomik kurumun tablosunda, “küresel krizin başlamasından bu yana sanayisi en hızlı küçülen beşinci, ‘resmi’ işsizlik oranıyla da dünya ikincisi” gözükse de, “kriz hamdolsun teğet geçti” AKP’ye göre…
Başbakan’ın Çalık Holding’de yönetici olan damadı Berat Albayrak ise geçen gün şöyle konuştu yurtdışında: “Krizi öngördüm. Grup olarak planlarımızı buna göre yaptık, krize nakit pozisyonda yakalandık. Bu nedenle krizden hiç etkilenmedik diyemeyeceğim ama çok az etkilendik.”
Bu durumda ortaya şu sonuç çıkıyor elbette. Ya Başbakan “kriz teğet geçti” derken, damadından, oğlundan, yakın çevresinden bahsetmiş sadece. Ya da, halka gerçeği söylememiş! Hani mal varlığı sorulduğunda, “oğlumun düğününde takılanları, oğlumdan borç aldım” demiş, gemicik sorulunca da oğluna borç vermişti ya…
Krizde keriz kalmak istemeyenlere, müstakil sermayedarlar şimdi AKP tarzı bu reçeteyi öneriyor…
Mehmet Ali Güller
16 Mart 2009

AŞIKLAR - Gönül Hürriyet Aydın

Şu "feyzbuk"un kapısından içeri girdim gireli, annemin deyimiyle "envai çeşit" müzik trafiği var metal kutumun içinde... Böylece, özellikle Türk ve dünya ülkelerninin halk müziklerinden başka, Gencebaylaştırılmamış- gerçek Klasik Türk Müziği ve Klasik Batı Müziği dinleyen ben (Bu alanda, neredeyse kendimle övünüp, hava atabileceğim bir kolleksiyonum da var.) arada bir -paylaşan kişi nedeniyle- hiç dinlemeyeceğimi sandığım parçaları da dinler oldum!!

Vardığım sonuç şu:

Pop-özgün-Arabeks diye adlandırılmış türdeki müzikleri dinlerken -keyfim gıcır olduğu halde- kendimi, sözlerin göndermelerine yaşamımda bir karşılık ararken yakalıyorum!!! İşin tatsız yanı, aradığım karşılıklar; ayrılıkla, hüzünle kederle ilintili olmalı hep!!

Sanki bugünki gibi, karanlık, ıslak ve soğuk bir havada, gitmek istemediğin bir adrese gitmek zorunda olmak, ya da kendini oraya gitmek için zorlamak...

Nerden bakarsam bakayım, -genelde- bena sana/bende sende; zavallı, umarsız, yanlız birini aratıyor/dayatıyor bu göndermeler... Bu tür parçaları; kendimi hastalıklı bir ilşkiden kurtardıktan beri; hemen hemen yirmi küsür yıldır hiç dinlemediğimi söyleyebilirim.

Sezen'i dinlerdim, bir on onbeş sene öncesine kadar, arada bir de olsa... Çaktırmadan arabesk yaptığını/hüzün sattığını kendime rağmen kabul edene kadar... Ama Muazzez Abacı'yı hep dinledim- dinliyorum. Gürül-gürül sesinde, ayağa kalk diyen bir yan var...

Benlerce yıllık deneyimlerden sağaltılan türkülerimizi ve onları dillendiren Aşıklarımızı seviyorum. Olanağım olsa, burada bir aşıklar fesivali düzenlemeyi bile düşünüyorum. Bunu daha önce de düşünmüştüm. Bir gün yap'cam gibi...

Türküleri dinlerken, yukarda andığım (pop, özgün, arabesk) türlerin neden olduğu ağdalı/ağlamaklı/doping yapılmış duyguların aksine, kendimi evimde- bir yere ait,dingin hissediyorum.

"Güzelliğin beş para etmez
Şu bendeki aşk olmazsa"

diyen ozanın göndermelerini, bilgeliğini irdelemeye başlamadan önce ocağa çay koymalıyım.

Mai im Britzer Garten

Foto. GHA

BUGÜNE KARŞIN BUGÜN

Gri, soğuk ve ıslak bir Berlin sabahı...

Sivas Kongresi... İzmir Fuarı... Berben- Eylül Festivali...

Sivas Kongresi? Türkiye Cumhuriyeti’ni kurma yolunda atılan en önemli adımlardan biri. Başka?... “İkinci Cumhuriyetin Birinci Cumhurbaşkanı” narası atan olanakçılar.

İzmir Fuarı? Yerli üretici için umut kapısı- mı? Üretim toplumu olama olanakları; küresel ekonominin mimarı, ve aynı zamanda küresel ısınmanın birincil derecede sorumluları olan gelişmişlerin (!) istemleri/buyrukları doğrultusunda, bir-bir yok edilerek; tüketim toplumu olmaya yönlendirilen/zorlanan; böylece gelişmelerinin engellenmesi kesinlenen insanlar, ülkeler, uluslar...

Berben- Eylül Festivali? Romantik piyanist, besteci Edvard Grieg.

Evet, radyo ve görüntülü kutu aracığıyla öğrendiğim, gündem başlıkları ve bana çağrıştırdıkları bunlar.

Gri, soğuk ve ıslak bir sabaha karşın, Grieg’in, Peer Gynt Suit 1’i dinliyorum.

Telefon eden sevgili dostum Sevgi, sabah-sabah bu müzik dinlenir mi Gönül! diyor. Ona biraz Grieg’den sözedip, ekliyorum: beni ancak bu müzik dengede tutar, yoksa tutulur yanı yok bu günün.

Gülüşüyoruz.

Norveçliler, Edvard Grieg’i çok seviyor. Bunda, ünlü bestecinin, bestelerinde Norveç halk müziğinin motiflerini kullanarak, Norveç müziğini dünyaya tanıtmasının payı da var kuşkusuz.

Bugünlerde başta Berben olmak üzere, bütün Norveç, ölümünün 100. yılı nedeniyle, yeni güne Grieg’i dinliyerek başlıyor olmalı.

Yağmur da yağıyor olsa, şu anda Berben’de olmak isterdim!

(31 Ağustos – 16 Eylül Uluslararası Berben Festivali)

Grieg’i dinlerken Munch’u, Ibsen’i ve Tiyatrom dergisine –ki gözümden kaçmış olabilecek harf hataları olup olmadığınının kontrolünü birkez de yazıyı almak için evime gelen, derginin sorumlusuyla birlikte yapıp, yanlışsızlığını kesinledikten sonra- diskette verdiğim; buna karşın dergide, - başlığı da dahil olmak üzere - (Nasıl “Yanlışlık”sa bu!) değiştirilip, anlaşılmaz bir hale getirilerek yayımlanan “Dünyada En Güçlü Olan En Yalnız Durandır / Ibsen” başlıklı yazımı anımsamadan edemiyorum.

Gün giderek ağırlaşıyor... Beni resim yapmak paklar ancak! İşliğime gitmek üzere hazırlanırken, şemsiyeni unutma, diye uyarıyorum kendimi.

İlk yağmur damlaları yüzüme vurmaya, saçlarımın köküne ulaşmaya başlayınca, şemsiyemi unutmuş olmam öfkelendiriyor. Ama çok geçmeden, kimi zaman, böyle bir havada bile yağmurun altında yürümenin o kadar da kötü olmadığını/olmayacağını düşünüp, işi tatlıya bağlıyorum.

Anlaşılan o ki ben -bugüne karşın- bugün birşeyler yapacağım.

Gönül Hürriyet Aydın

Eylül 2007

Britzer Garten

Foto. GHA

Sivas Bir Sıfır Noktasıdır

Sivas, kendini tanıma, nerde durduğunu kavrama yolunda en kısa yoldur.

Sivas’ı unutmak, yeni Sivaslara olanak tanımaktır:

Bu ülkenin zar-zor yetiştirdiği, bir avuç aydınının bir çoğu Sivas’ta aydınlık avcılarınca yakılmıştır.

Sivas’ı unutanlar, bırakın aydın olmayı, yurtsever de değildirler.

Sivas’ı rakı masalarında “yahu…”lu sözlerle ananların ne olduklarına/nerede durduklarına gelince; bunu Batı’dan gelen rüzgarın yönü belirlemektedir.

Evet, öyle uzun boylu hesaba-kitaba gerek yok, Sivas bir sıfır noktasıdır.

Literatürk

26 Nisan, 2015

ÜBER DIE OBERFLÄCHLICHKEIT PROBLEMATIK- ODER ÜBER DIE JENIGEN DIE NICHT WISSEN WO SIE STEHEN SOLL

"‘Der Hof der Moschee war mit ungefähr einem halben Meter voller Leichen. Unter den Leichen befanden sich Frauen und Kinder unterschiedlichen Alters sowie ältere Menschen. Bei den Frauen waren Spuren von Vergewaltigungen sichtbar. In die Geschlechtsorgane der Frauen und Mädchen hatte man Patronen reingesteckt.’




                                                     Aus den Memoiren des russischen Oberstleutnants Twerdokhleboff *





Ich bin erstaunt – wenn Kunst als Instrument dienen soll, dann nur für den Frieden; sie darf nicht Hass schüren, Kunst darf nicht als Nahrung für unterentwickelte Köpfe dienen....



Aber ausgerechnet dies ist, was das Theaterstück bzw. die Pseudo-Dokumentation (!) macht... Hass schüren. Es ist grauenhaft, die eigene Existenz (raison d’être) auf Feindseligkeit zu stützen.



An dieser Stelle möchte ich an die folgende Zeile erinnern, die ich in die von mir aus dem Roman „Borscht – Sieben Tage in Neukölln“ (Norbert Kleemann und Peter Rieprich) adaptierte Theaterfassung eingefügt habe:




„Das Böse erobert auf einfache Weise die Dummen“.



Die entsprechende Szene, dargeboten von Künstlern, die die Kunst instrumentalisieren, dient lediglich zur Begegnung bzw. zum Austausch zwischen den Bösen und den Dummen – es erweitert lediglich den Handlungsspielraum derjenigen.



Kunst ist zweifelsohne die gemeinsame Sprache der Menschheit. Wenn die Produzenten des genannten Kunstwerkes (!) allein die unten angeführten historischen Quellen zu Kenntnis genommen hätten, würden sie mit großer Wahrscheinlichkeit keine derartig anspruchsvolle Position einnehmen wollen bzw. keinen Platz bei  ...TV erhalten, das ich stets ernst nehme. Ergo musste ich diesen Artikel nicht verfassen.



Statt die divergierenden Thesen zum Themenkomplex zu studieren, um die Multikomplexität der Angelegenheit annähernd zu erfassen, speisen sich die Produzenten von Populismus, der sie im Quintessenz zum Instrument der Machteliten verkommen lässt, die zur Realisierung ihrer Interessen die Meinungs- und Willensbildung der Massen mittels Medien systematisch manipulieren.      



Es gibt leider unzählige, grausame Bilder von Opfern aller Konfliktparteien, die letzten Endes unbeschreibliches Leid erfahren haben. Ich habe derartige Bilder – unabhängig davon, welcher Konfliktpartei sie zuzuordnen sind und unabhängig davon, ob es sich um Verfälschungen handelt  – mit Entsetzen ansehen müssen.



Ursprunglich beabsichtigte ich meinen Artikel mit dem folgenden Zitat von Friedrich dem Großen abzuschließen: “Wenn die Soldaten denken könnten, gäbe es keine Armeen”, um schlussfolgern zu können, dass die Welt in diesem Falle paradisisch wäre... plötzlich ist mir jedoch die Geschichte des Cherokee-Häuptlings eingefallen:



“Es gibt in uns Menschen zwei Arten von Würmern, die sich unerbittertert bekämpfen. Der eine Wurm stützt seine Existenz auf Hass, Feindseligkeit, Lügen, Überhebligkeit, Ich-Bezogenheit. Hingegen stützt sich der zweite auf Genuß, Gemütlichkeit, Liebe, Hoffnung, Teilen, Freigebigkeit, Stille, Bescheidenheit, Respekt, Hilfsbereitschaft, Freundschaft, Barmherzigkeit und Glaube.”  



Ein Jüngerer aus der Gruppe fragt: “Wer wird dann als Sieger hervorgehen?”

Der Weise Cherokee antwortet:



“Derjenige, den du versorgst”

Gönül Hürriyet Aydin                                         
Berlin, in April 2010

 Übersetzt von Beyhan Yıldırım





 Weiterführende Literatur:



*Muhittin Nalbantoğlu 1987: Rus Yarbay’ın Ağzından “Türklere Karşı Ermeni Vahşeti [Memoiren eines russischen Oberstleutnant]. İstanbul.



Bronsart v. Schellendorf  1921: Ein Zeugnis für Talaat Pascha. In: Deutsche Allgemeine Zeitung. Nr. 342, 24.07.1921. 



Wangenheim,  Freiherr v.1913: Bericht an das Außenministerium. 10.06.1913.



McCarthy, Justin  2006: The Armenian Rebellion at Van. Salt Lake City, Utah: University of Utah Press.



Hovhannes, Katchaznouni 2006 [1923]: Für die Daschnakzutyun gibt es nichts mehr zu tun. 1. Ministerpräsident der Armenischen Republik 1918-19. İstanbul: Kaynak Yayınları.



Louise Nalbandian 1963: The Armenian Revolutionary Movement. Los Angeles: Berkeley: University of California Press.



Stone, Norman 2006:Es war kein Völkermord. Erschienen in der Weltwoche Ausgabe 44/06



http://www.turquie-news.fr/spip.php?article4060

http://www.turquie-news.fr/spip.php?article4086





Video zu den Völkermord-Behauptungen:



http://video.google.com/videoplay?docid=8833862681743880519&ei=f5mjS_7SL52s2AK_2-HnDA&q=sari+gelin#

11 Kasım, 2013

10.11.2013 ...

Gedenkfeier in Ankara - Gestern haben über eine Million Menschen - trotz dieser Regierung - das Grab des Retters und Gründers der Türkischen Republik; Mustafa Kemal Atatürk besucht.
Auch im ganzen Land sind Millionen von Menschen auf die Straße gegangen.

21 Ekim, 2013

Bu YCHP'de Yok Yok!?

Bu YCHP'de yok yok?!
Ya da YCHP' de bir partide olmaması gereken herşey çok.
Örneğin genelbaşkanları bile iki kişi:
Biri, Seyid Kemal Sorosdaroğlu - Hz. Muhammet'in akrabası olması dolayısıyla!...
Diğeri; Türkmen/Alevi Kemal Sorosdaroğlu - Horasan üzerinden Anadolu'ya gelip Konya'ya yerleşen Türkler'den.
Ortadoks sunniler yüzünden kalkıp o illerden Tunceli'ye gelmiş olmalılar sonradan!
Kafanız karıştı de mi? Benim de öyle.
Bir YCHP'liye sorsan; Ne var bunda, demokrası işte derler heralde.
...
Türkiyem bunların hiçbirinden sana fayda yok. Hepsi ABD'nin maşaları.
Başının çaresine bak tez elden!

02 Ağustos, 2013

LESUNG - Jakob Adamek - „Ich, Wendepunkt.“

Lesung Jakob Adamek - „Ich, Wendepunkt.“
Donnerstag, 08.08.2013, 19:30 Uhr - in Gönül's Art
Wipperstr. 10, 12055

Jakob Adamek, Jahrgang 1975, studierte Jura in Frankfurt am Main und Heidelberg. 2009 schloss er ein Studium in Kunst und Design an der Fachhochschule Bielefeld ab. Seit Anfang 2009 lebt er als freischaffender Künstler in Berlin. Ich, Wendepunkt ist sein Debüt als Schriftsteller.
In diesem (irr-)sinnigen, collagenartigen Parcoursritt berichtet Jakob Adamek dem Leser die Geschichte Tobias Glücksdorns als passionierter Chaot – Glücksdorn, der mit Hilfe von Psychopharmaka und anderer Bemühungen nicht nur seinen Allerwertesten, sondern das ganze Universum inklusive Gott höchst selbst vor dem ewigen Vergessen rettet.
Dabei lässt Adamek seinen Protagonisten den Beweis antreten,
dass sich die Menschheit erstmalig an einem Wendepunkt befindet, der auf eine verheißungsvolle Zukunft in friedlich liebender Eintracht hoffen lässt.
Der Autor liest Auszüge aus seinem Buch.

25 Temmuz, 2013

Penn, Sarandon and intellectuals condemn Gezi crackdown in letter to Turkish PM

Penn, Sarandon and intellectuals condemn Gezi crackdown in letter to Turkish PM

ISTANBUL - Hürriyet

Signatories included Hollywood celebrities known for their activism, such as Sean Penn, Susan Sarandon, Ben Kingsley and movie director David Lynch.
Signatories included Hollywood celebrities known for their activism, such as Sean Penn, Susan Sarandon, Ben Kingsley and movie director David Lynch.
A group of internationally renowned artists and scholars condemned the Turkish authorities’ heavy-handed crackdown on the Gezi Park protests in a full-page letter published July 24 in the British broadsheet The Times, addressed to Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan.

The signatories, including figures known for their activism such as Sean Penn, Susan Sarandon, Ben Kingsley and movie director David Lynch, described the Turkish government as “a dictatorial rule” and slammed Erdoğan’s uncompromising stance regarding the protesters’ demands.

The prime minister's orders “led to the deaths of five innocent youths,” the letter said, adding that he might be called to render account to the European Court of Human Rights for the police’s violence.

They also compared the counter-rallies organized by the ruling Justice and Development Party (AKP) to the annual Nuremberg rallies organized by the Nazis.

“Only days after clearing Taksim Square and Gezi Park relying on untold brutal force, you held a meeting in Istanbul, reminiscent of the Nuremberg Rally, with total disregard for the five dead whose only crime was to oppose your dictatorial rule,” the letter said.

It also emphasized that more journalists were imprisoned in Turkey than in Iran and China combined. “Moreover, you described these protesters as tramps, looters and hooligans, even alleging they were foreign-led terrorists. Whereas, in reality, they were nothing but youngsters wanting Turkey to remain a Secular Republic as designed by its founder Kemal Atatürk,” the letter added.

Andrew Mango, the biographer of Mustafa Kemal Atatürk and Fazıl Say, the Turkish pianist who was recently sentenced for blasphemy after tweeting several lines attributed to a poet, were also among the signatories.

Other signatories included: Irish novelist Edna O’Brien, British Labour MP Jeremy Corbyn, British actress Vanessa Redgrave, British film director of Turkish origin Fuad Kavur, Hungarian Cinematographer Vilmos Zsigmond and American freelance journalist and writer Claire Berlinski.

July/24/2013

Stars condemn Turkish leader in open letter

Stars including SUSAN SARANDON, SEAN PENN and SIR BEN KINGSLEY have joined forces to condemn the prime minister of Turkey over the treatment of protesters during demonstrations in the country.




Unrest swept across the nation in June (13) when police tried to forcibly move peaceful demonstrators who were camped in Istanbul's Taksim Square in a bid to halt a planned redevelopment of the area.
Violent clashes followed as political activists took to the streets to show their dissatisfaction with Prime Minister Tayyip Erdogan's government and the introduction of strict conservative policies.
As protests in the country continue, a number of luminaries from the worlds of film, history and law have come together to write an open letter accusing Erdogan of using "heavy-handed" tactics which have allegedly led to the death of five demonstrators.
The missive, taken out as an advertisement in The Times newspaper, reads, "We, the undersigned, write this letter to most vigorously condemn the heavy-handed clamp down of your police forces on the peaceful protesters."
The letter goes on to accuse Erdogan's government of "relying on untold brutal force" and having "told disregard" for the five protesters who died during clashes.
As well as Sarandon, Penn and Kingsley, the letter is also signed by director David Lynch, actor James Fox, Oscar-winning screenwriter Sir Tom Stoppard and Downton Abbey creator Julian Fellowes.

16 Mart, 2013

3 - 4 Mai in Tiyatrom

"Aus Eine Errinerung" Pastell 29 cm. x 40 cm.

13 Ocak, 2013

Finnisage/Kapanış 11 Ocak 2013 - BruchBerg Bar

Foto. Tahsin Ocak
Çok güzel bir "finiş" oldu!
Varlıklarıyla o akşamın güzelliğine katkıda bulunan herkese teşekkür ediyorum!
/
Ich danke mich an alle mein freunde das die Vernissage und Finissage dabei waren!
 

02 Ocak, 2013

"Woodwork -Mobilles" Malerische Poesie auf Holzfundstücken

Ich lade euch alle Abschlussfeier am 11 Januar um 20:00 Uhr BruchBerg Bar Okerstr.5 ein: Ausstellung "Woodwork – Mobiles“ Malerische Poesie auf Holzfundstücken

 

 

Herkesi "Buluntu tahtalar üzerine şiirsel resimler" adlı sergimin
11 Ocak 2013, saat 20'de
BruchBerg Bar, Okerstr.5'te yapılacak kapanış şenliğine çağırıyorum.
Sevgiyle
Gönül Hürriyet Aydın

15 Aralık, 2012

"Buluntu Tahtalar Üzerine Şiirsel Resimler" Açılışı - 13 Aralık 2012 BruchBerg Bar - Robert Reuter ve Andreas Schlüter

Vernissage "Woodwork – Mobiles“  Malerische Poesie auf Holzfundstücken

 Robert Reuter Gönül Hürriyet Aydın und Andreas Schlüter