Translate

24 Aralık, 2008

Birileri Özür Diliyor Ama Bir Ermeni-Türk Şunu diyor:*

"tehcir, Osmanlı'nın iç ve dış güvenliği için çıkarmak zorunda kaldığı bir yasaydı. Yasanın çıkmasında bizim 1000 yıllık birlikteliğimizi bozmak isteyen dış güçlerin etkisi var. Yasanın çıkmasına neden olanlar,Osmanlı'yı işgal edenlerdi, yani Fansızlar,İngilizler ve Ruslar. Yüz binlerce Ermeni öldü. Bir Türk olarak diyorum ki: bunun tazminatını işgalciler ödemeli. Kimse Ermenileri basamak, maşa yapmasın. Bizi sahaya sürüp tribünden seyrediyorlar. Ayyıldızlı bayrak ve bu vatan bizim! Ermeni toplumundan geliyorum, Kastamonuluyum. Ne Mutlu Türk'üm diyene! "
* Keğam Karabetyan

11 Kasım, 2008

Leb wohl /gha - 2006

Leb wohl!
Leb wohl die schönste Zeit des Lebens! Leb wohl September !
Gegenüber deiner Schönheit und Traurigkeit mein Verzweiflung wird immer größe .... Meine Augen, nicht mal mein Herz ist genügend groß für dieses Ereignes. Dein Gesicht, dieses bittere Schönheit, tut mir im innersten weh ...
Ich denke, ausser schreien kann ich nichts dagegen. Schreien, schreien: !ch weiß, ja aIle hat seinen Preis.
Irgendwann - Irgendwie muss man zahlen .. doch das kann ich auch nicht! Ich kann nichts ausser herunter schlucken . .
Ich schlucke herunter, immer wieder, wenn ich dein Gesicht: diese bittere Schönheit sehe. Ich stehe vor dir, und merke wie unvolstandig ich bin! Wie klein, wie hilflos!
Ich kan nicht-, nichts mehr. Lebwohl!
Leb wohl die schönste Zeit des Lebens.
Leb wohl September!

22 Ekim, 2008

ADD/Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin-Brandenburg

Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin-Brandenburg
Verein zur Förderung der Ideen Atatürks Berlin-B. e.V.
Hohenstaufenstraße 7 • 10781 Berlin •
• Tel.: 787 10 777 •
www.add-berlin.de ataturk-add-berlin@t-online.de
“Ben, manevi miras olarak hiç bir ayet, hiç bir dogma, hiç bir kalıplaşmış kural bırakmıyorum.
Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.“
Mustafa Kemal ATATÜRK
Berlin, 17 Ekim 2008
Saygıdeğer Üyemiz,
Cumhuriyet Bayramı ve 10 Kasım nedeniyle Türkiye’mizden Derneğimizin konuğu olarak gelecek konuşmacılarımız kesinlik kazandı. 14 Kasım Dayanışma Gecemiz için gerekli hazırlıklar, çalışmalar tamamlandı.
Aydınlanma Devrimi Şehitlerimizden Prof. Ahmet Taner Kışlalı’yı 9. ölüm yıldönümünde, 24 Ekim Cuma günü saat 19.00’da Derneğimizde düzenleyeceğimiz toplantıyla anacağız.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Şahin Filiz 31 Ekim Cuma günü saat 19:00’da Berlin Türkevi’nde (An der Urania 15, U-Bahnhof Wittenbergplatz) “Atatürk Cumhuriyetine karşı Siyasal Dincilik” konulu bir konferans verecektir.
Türkiye Cumhuriyet’nin kurucusu, Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün bedenen aramızdan ayrılışının 70. yıldönümünde, 10 Kasım Pazartesi günü saat 19:00’da Türkevi’nde CHP İzmir Milletvekili Dr. Canan Arıtman “Cumhuriyet Devrimi ve Türk Kadını” konusunu dile getirecektir.
Derneğimiz, üyelerimizden gelen yoğun istek doğrultusunda 14 Kasım Cuma günü saat 19:00’dan itibaren 300 kişilik “For X Kongreßsaal”de (Mohrenstraße 1, U-Bahnhof Mohrenstraße) Dayanışma Gecesi düzenliyor. Zengin yemek çeşitlerinin yer aldığı açık büfe, meşrubat ve müzik dinletilerinin sunulduğu Dayanışma Gecesi için konuklardan 20 avro katkı bedeli alınacak. Giriş bileti temini, her türlü görüş ve önerileriniz için Salı akşamları saat 18:30 – 20:30 arası düzenlenen Yönetim Kurulu haftalık olağan toplantısına katılmanızı rica ederiz. Dayanışma Gecemize 12 yaş altı çocukların getirilmemesi özellikle rica olunur.
Gerek Türkiye’mizdeki olağanüstü gelişmeler, gerekse biz Atatürkçülerin çevremizdeki yurtsever güçleri – Atatürk’ümüzün Programında – birleştirmemiz yolunda her üyemizin gereken özveride bulunacağına güvenimiz tamdır.
Yönetim Kurulumuzca hazırlanan ve 3 Kasım 2008 tarihinde başlayacak ‘’haftalık kurs programı’’mızı ve yeni düzenlediğimiz ‘’İz bırakan Filimler’’ dizisiyle ilgili bilgileri ilişikteki eklerde bilginize sunuyoruz. Siz Üyelerimizi ve dostlarınzı tüm etkinliklerimizde aramızda görmeyi umut ediyor, başı dik, çağdaş, aydınlık Türkiye dileklerimizi yineliyoruz. Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin-Brandenburg Yönetim Kurulu adına Olcay Başeğmez (Başkan) Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin-Brandenburg Verein zur Förderung der Ideen Atatürks Berlin-B. e.V. Hohenstaufenstraße 7 • 10781 Berlin • • Tel.: 787 10 777 • www.add-berlin.de ataturk-add-berlin@t-online.de Berlin, 17 Ekim 2008
Atatürkçü Düşünce Derneği
– Kurs Programı –
(3 Kasım 2008 - ) Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma C.tesi Pazar 12:00- 14:00 – Saz Kursu (Pazar Kahvaltısı)
14:00- 16:00 Edebiyat (C.tesi)
Güncel Gelişmeler 16:30- 18:30 İngilizce Kursu Satranç Kursu
Resim Kursu (Yetişkinlere)
Türkçe Kursu (Cuma) 18:30- 20:30
Türkiye’de Çağdaşlaşma (1860 – 1920)
(Yönetim Yönetim Kurulu Toplantısı)
Haftanın Filmi/Belgeseli Atatürk ve Altı Ok
Ud Kursu (Cuma) Sen gelmezsen, bir kişi eksiğiz!!! Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin–Brandenburg İz Bırakan Filmler / Belgeseller: 5 Kasım 2008 – 21 Ocak 2009 (büyük ekranda!)
1. Hafta: Çarşamba, 5 Kasım 2008, Saat 18:30 2. Hafta: Çarşamba, 12 Kasım 2008, Saat 18:30 Konu: Ergenekon Tertibi Konu: Cumhuriyet Devrimi
Belgesel: “Fethullahçı Gladyo” (2008) Belgesel: “Türkiye’nin Kalbi Ankara” (1934) Yönetmen: Serkan Koç, 70dk. Yönetmen: Sergey Yutkeviç, 56 dk.
3. Hafta: Çarşamba, 19 Kasım 2008, Saat 18:30 4. Hafta: Çarşamba, 26 Kasım 2008, Saat 18:30 Konu: 11 Eylül ve ABD Seçimleri Konu: Ermeni İddiaları Belgesel: “Fahrenheit 9/11” (2004) Belgesel: “Büyük Yalan” (2007) Yönetmen: Michael Moore, 122dk., Almanca Yönetmen: Serkan Koç, 95 dk.
5. Hafta: Çarşamba, 3 Aralık 2008, Saat 18:30 6. Hafta: Çarşamba, 10 Aralık 2008, Saat 18:30 Konu: Ekonomik Kriz Konu: Fransa’nın Cezayir İşgali
Film: “Citizen Kane” (1941) Film: “Caché” (2005) Yönetmen: Orson Welles, 119 dk., Almanca Yönetmen: Michael Haneke, 115dk., Almanca 7. Hafta: Çarşamba, 17 Aralık 2008, Saat 18:30 8. Hafta: Çarşamba, 7 Ocak 2009, Saat 18:30 Konu: 2000’li yıllarda İstanbul ve Türkiye Konu: Venezuela Film: “Uzak” (2002) Film: “Devrim Televizyon’da Gösterilmeyecek” (2003) Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan 109 dk. Yönetmen: Kim Bartley ve D. O’Briain, 75dk., Türkçe
9. Hafta: Çarşamba, 14 Ocak 2009, Saat 18:30 10. Hafta: Çarşamba, 21 Ocak 2009, Saat 18:30 Konu: Batı ve Ruanda İçsavaşı Konu: İstanbul ve Tarikatlar Film: “Hotel Ruanda” (2004) Film: “Takva” (2006) Yönetmen: Terry George, 121dk., Almanca Yönetmen: Özer Kızıltan, 96 dk.
Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin-Brandenburg Cuma Toplantıları: 24 Ekim 2008 – 24 Ocak 2009
Güncel gelişmelerin de ele alındığı Cuma Toplantıları’ımızdaki ana gündem maddeleri: 24 Ekim 2008, Cuma, saat 19.00’dan itibaren Konu: “Devrim Şehidi Prof. Ahmet Taner Kışlalı” Yer: ADD-Berlin
7 Kasım 2008, Cuma, saat 19.00’dan itibaren Konu: ”Ekonomik Krizler ve Atatürk Devletçiliği” Yer: ADD-Berlin
22 Kasım 2008, Cuma, saat 19.00’dan itibaren Konu: ”AKP ve Yargı’nın araçsallaştırılması” Yer: ADD-Berlin
13 Aralık 2008, Cuma, saat 19.00’dan itibaren Konu: ”1923’lerden günümüze Gerici Karşı Devrim” Yer: ADD-Berlin
10 Ocak 2008, Cuma, saat 19.00’dan itibaren Konu: ”24 Ocak Kararları ve Neoliberalizm” Yer: ADD-Berlin

26 Mayıs, 2008

"Gönül's Art" Galerie

Kunst in der Kiste
Ein neuer Atelier-Galerie-Laden ist seit kurzem in der Wipperstr. 10 für jeden Interessierten offen.
Dort kann eigene Kunst, Kunsthandwerk oder auch Musik ( MP3 - Player oder ähnliches muß vom Kunden dann bereitgestellt werden, ) für monatlich 5 € in einer Kiste ausgestellt und durch den Laden verkauft werden. Das Innere jeder Box kann man selbst gestalten und mit Visitenkarten bestücken. So wird diese zu Plattform und Sprungbrett für Künstler, Musiker und sonstige Neuköllner Kreative.
„Gönül’s Art“ ist ein Versuch, mittels Ausstellungen, Lesungen und kleinen Konzerten verschiedene Farben, Stimmen, Stimmungen, Ideen und Strömungen in gemütlichem Ambiente, Tasse Kaffee oder Tee garantiert, zu kombinieren.
Gönül´s Art trifft Eure Art !
Die Galerie befindet sich in der Wipperstr.10 und ist Di – Fr nachmittags von 14.00 - 18.00 Uhr, Sa 13.00 – 19.00 Uhr, geöffnet.
Tel. : 0176 -86 23 69 89
030-626 72 91
"……. unabhängig von der etymologischen, ethnischen, religiösen und nationalen Zugehörigkeit haben alle Menschen gemeinsame Eigenschaften.
Die Kunst erfüllt eine Katalysator-Rolle bei der Demonstration dieser Gemeinsamkeiten. Durch sie kann der Mensch wieder erinnert werden an seine einfachen, reinen Bedürfnisse und Gefühle. Sie fungiert als Eisbrecher bei der Überwindung von Vorurteilen und eingefrorenen Wertesystemen. Sie bringt Menschen näher zueinander. In diesem Sinne muß, besonders heutzutage in Zeiten von kulturellen Konflikten, diese magische Kraft der Kunst gefördert werden.
Nur so können desintegrative, exkludierende Kategorien wie „Fremde“ und „Andere“, von Angst erzeugenden Wahrnehmungsmustern, zu multidimensionalen, farbigen, produktiven Denk- und Handlungsweisen verwandelt werden. Die Entdeckung und Verbreitung einer facettenreichen, kreativen Welt ist schließlich das Ziel von uns allen, jeder kann dazu beitragen, oder? (*)
(*) Aus dem Artikel „Die gemeinsame Sprache des Menschen“ von G. H. Aydın - Literatürk

05 Şubat, 2008

BASIN ve KAMUOYUNA DUYURU

Berlin, 3 Şubat 2008
Amaç Laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmak,
Türkiye’yi bir Din Devletine dönüştürmek!

Basın ve kamuoyuna duyuru:

Türkiye'de AKP-MHP işbirliğiyle gerçekleştirilmek istenen Anayasa değişikliği girişimi herşeyden önce 85 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'ni ve onun olmazsa olmaz Laiklik ilkesini hedef almaktadır. 60 yıllık karşı devrim sürecinde hükümete getirilen ortaçağ kalıntıları, Cumhuriyetimizin stratejik önemdeki kamu iktisadî teşekküllerini, bankalarını ve limanlarını satmakla kalmamış, son olarak açıkça Cumhuriyet Devrimi kazanımlarını temelden ortadan kaldırma cüretini göstermektedir.

Üniversitelerde türban özgürlüğü adı altında yola çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’ni bir din devletine dönüştürmeyi, ulusumuzu ümmetleştirmeyi amaçlayanlar karşılarında yalnızca Ankara’da Anıt Kabir'de tepkilerini dile getiren yüzbinleri değil, Cumhuriyetimizin yurtdışındaki aydınlık bekçisi yurttaşlarımızı da bulacaklardır. Ortaçağ güçleri ve din tüccarları, aynı zamanda İslamiyeti küresel kapitalizmin ve emperyalizmin hizmetine sokma girişimleri nedeniyle de Türk Devrimi ve demokrasisi karşısında hesap vereceklerdir.

Üniversitelerin tüm dogmatik inançları reddettiği gerçeğini görmezden gelerek bilim kurumlarını siyasal İslamın arka bahçesi konumuna getirmek isteyenleri destekleyenler ise Büyük Ortadoğu Projesi’nin başmimarı Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği’nin önde gelen devletlerinin bir kısım politikacıları ve çokuluslu şirketleri.

"İnsanlığın bilim dışında hiçbir bilgi kaynağı yoktur!" ilkesini gözardı ederek siyasal İslamı üniversitelere sokmak isteyenlerin Cumhuriyetimizin temel taşlarıyla kesinlikle oynamamaları gerektiğini kendilerine hatırlatmayı bir görev bilir, gerektiğinde karşı konumdaki tüm yasal girişimleri sonuna değin destekleyeceğimizi kamuoyuna bildiririz.

Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin.Brandenburg Yönetim Kurulu adına başkan Olcay Başeğmez

Halkçı Devrimci Birliği Berlin Yönetim Kurulu. adına başkan Muharrem Aras

Karadeniz Doğa ve Çevre Koruma Derneği Yönetim Kurulu adına başkan Hasan Küskü

Türk Sosyal Demokratlar Derneği Yönetim Kurulu adına başkan İlkin Özışık

• Atatürkçü Düşünce Derneği (Berlin-Brandenburg) •

• Halkçı Devrimci Birliği (Berlin) •

• Karadeniz Doğa ve Çevre Koruma Derneği (Berlin) •

• Türk Sosyal Demokratlar Derneği (Berlin) •

28 Ocak, 2008

"İsimsiz" Bir Okur Sorusuna Yanıt

21. 01. 08 tarihinde, Litaratürk, Nazım'ın bir konuşmasının bitiş tümcesini yayımladı:

"... Ben bir kurtarıcı değilim. Ben basit bir Türk yurtseveriyim"

İsimsiz bir okur, 'nerede söylemiş acaba nazım bunu?' diye sormuş.

20 Ocak 2008 günü, Ulusal Kanal'da yayınlanan, Hüseyin Haydar'ın hazırlayıp sunduğu, "Edebiyat Cephesi" adlı izlencede, -büyük Türk Ozanı'nın doğumunun 106. yıl dönümü nedeniyle - yayınlandı bu konuşma.

Aynı konuşma, görüntüler eşliğinde 'Nazım'ın Kendi Sesinden' adıyla You Tube'a eklenmiş.

Orada, her nedense "... beni öldüreceklerdi." tümcesiyle bitirilen konuşmanın, son tümcesidir Literatürk'de yayımlanan.

Evet büyük Ozan, aynen böyle diyor:

"Ben bir kahraman değilim. Ben basit bir Türk yurtseveriyim"

Litaratürk.

23 Ocak, 2008

'TAM BAĞIMSIZLIK BİLİNCİ'

Derleyen: ORHAN TÜLEYLİOĞLU / Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayın Yönetmeni

Cumhuriyetin, Atatürk ilke ve devrimlerinin ödünsüz savunucusu Uğur Mumcu , antiemperyalist Kuvayı Milliye ruhundan yola çıktı ve doğru bildiği yolda, her türlü tehdide rağmen yürüdü. Bu düzeni, haksızlıkları, sömürüleri, adaletsizlikleri kimseden korkmadan, çekinmeden, tek tek sergilemeye başladı. Bir devrim meşalesi gibi, gericiliğin, tutuculuğun, sömürünün, yolsuzluğun ve cinayetlerin üstüne gitti.

22 Ağustos 1991 tarihli yazısında, " Cumhuriyet devrimini, Atatürk ilkelerini, tam bağımsızlık inancını Cumhuriyet burçlarında birer bayrak gibi yükseltmeye yine devam edeceğiz. Yılmadık, yılmayacağız " diyordu.

Uğur Mumcu, " tam bağımsızlık " inancını her zaman yüreğinde taşıdı. O, bu inancı kurt kapanları ile dolu çıkar dünyasında dirençle, inançla, özveri ile savunan bir " Kalpaksız Kuvvayı Milliyeci "ydi.

" Kuvvayı Milliye ruhu " dendiği zaman, "Askeri işgal var mı ki, böyle kavramlardan söz ediyorsunuz" diye soranlara, 7 Mayıs 1985 tarihli yazısında şu yanıtı veriyordu:

" Elbette 'Kuvvayı Milliye ruhu' dendiği zaman, kimse başına kalpak giyip, göğsüne fişekler takıp cephelere koşmayı amaçlamıyor. Bu kavram, günümüzde, demokrasi için örgütlü halk gücünün gerekliliğini anlatıyor, halkın IMF ipotekli bu kapitalist sisteme karşı, demokrasinin verdiği hakları kullanıp bu hakları daha da genişletmek için savaşmasını öngörüyor. Hem bunları anlatıyor hem de devrimci görüşünün bu toprağın derinliklerine dayandığını anlatmak istiyor." Ona göre, tam bağımsızlık demek, siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve tam özgürlük demekti. Bunların herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğu demekti.

'Nerede Kuvvayı Milliye ruhu?'

" T emelinde bağımsızlık harcı yatan Cumhuriyetimiz, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra emperyalistlerin ahtapot kollarına teslim edilmiştir. Öyle bir teslimiyettir ki, yeraltı zenginliklerimiz çokuluslu şirketlerin emrindedir; öyle bir teslimiyettir ki, petrol, maden ve yabancı sermaye yasaları yabancı uzmanlarca hazırlanmıştır; öyle bir teslimiyettir ki, ülke topraklarının bir bölümü üs adı altında başka devletin genelkurmayına armağan edilmiştir; öyle bir teslimiyettir ki, ordumuzun silahları, araç ve gereçleri okyanus ötesi ülkelerin buyruklarına bağlanmıştır..." (Cumhuriyet, 30 Eki

m 1978) " Nerede 'Kuvvayı Milliye ruhu', nerede ?! Nerede boz kalpaklı devrimcilerin 'istiklal-i tam' inançları, nerede?! Yiyip bitirdiğimiz, çok yıldızlı Amerikan bayrağının gölgesinde yok ettiğimiz inançlar bunlardır. Kuvayı Milliye ruhudur, tam bağımsızlık inancıdır. Atatürkçü ve devrimci geleneklerdir." (Cumhuriyet, 25 Haziran 1979)

"Bizim ulusal bilincimiz Kurtuluş Savaşımızın kan ve ateş kokan hamuru ile yoğrulmuştur. Cumhuriyetimizin kökeninde antiemperyalist bir kavganın kutsal isyanı yatmaktadır. Kökeninde böylesine görkemli bir Kurtuluş Savaşı yatan bu yiğit ulus, ne yazık ve acıdır ki, İkinci Dünya Savaşı'nın ertesinde uluslararası kapitalizmin ahtapot kolları arasında, yoksul, geri kalmış ve bağımlı bir ülke halkı olarak kalmaya mahkûm edilmiştir.

Mustafa Kemal'in ulusal bağımsızlıktan kaynaklanan ödün vermez devrimciliği, yerini NATO'cu, IMF'ci uzlaşma rejimine, 'Amerikan mandacılığına' ve uyduculuğuna bırakmıştır ."

(Cumhuriyet, 30 Ağustos 1979)

" Dünya âlem bilir ki, Atatürkçülüğün temeli ulusal bağımsızlıktır; 'Kemalizm' dediğimiz kavram da işte bu bağımsızlıktan kaynaklanır. Şu sözler, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde toplanan İlk Meclis'in kararı olarak Kurtuluş Savaşı'nın anlamını ve amacını belirler:

'TBMM, milletin hayat ve istiklaline suikast eden emperyalist ve kapitalist düşmanların tecavüzatına karşı müdafaa ve bu maksada münafi hareket edenleri tedip azmiyle müesses bir orduya sahiptir...'

Çok açık görülüyor. İlk Meclis, 'emperyalizm' ve 'kapitalizme' karşı savaşmak için kurulmuştur. 'Milli mücadele ruhu' budur, Kemalizm budur, Atatürkçülük de budur. Var mı itirazı olan?.."

(Cumhuriyet, 6 Eylül 1980)

" Özüyle ve sözüyle 'antiemperyalist' olan Atatürkçülüğü, bu ulusal köklerinden koparıp uluslararası sermayeden kaynaklanan bir liberal ekonomi düzeni saymaya olanak yoktur...

Atatürkçülüğün 'tam bağımsızlık' ilke ve inancı, geçmişte olduğu gibi bugün de yurtseverliğin, devrimciliğin ve ilericiliğin temel yörüngesidir ."

(Cumhuriyet, 20 Eylül 1980)

" Evet, inançla haykıralım: Atatürkçülük, ulusal bağımsızlık demektir, ulusal kurtuluş demektir, antiemperyalist bilinç demektir!"

(Cumhuriyet, 10 Kasım 1980)

" Tam bağımsızlık, öncelikle ilk Büyük Millet Meclisi'nin 'emperyalizm ve kapitalizmin tahakküm ve zulmü' olarak nitelediği saldırıları püskürtüp bağımsız bir devlet kurması anlamına gelmektedir. Ancak bağımsızlık, bütün emperyalist devletlere karşıdır. Atatürk ilkeleri, ulusal bağımsızlığın her türlü baskıcı ve sömürücü devletlere karşı savunulmasını gerektirir. Kemalizmin dünyaya bakış açısı budur. Ne koşul altında olursa olsun bağımsızlık, tam bağımsızlık!.."

(Cumhuriyet, 23 Nisan 1983)

" Türkiye, emperyalizmin bu eskimiş kirli oyununu dün olduğu gibi bugün de elbet tarihin çöplüğüne atmasını bilecektir.

Bu 'kurt kapanı' karşısında Kurtuluş Savaşımızın o kutsal 'Kuvvayı Milliye ruhunu' diriltmek, Atatürk'ün 'tam bağımsızlık' inanç ve siyasetini bir bayrak gibi dalgalandırmak tek seçenektir. Emperyalisti yenecek güç ulusal birlikten geçer. Bu oyunları tek tek aydınlığa çıkaracak ve ulusça üstesinden geleceğiz.

Yeter ki, ' tam bağımsızlık' ruhunu ve bilincini yeniden diriltelim ve 'Kuvvayı Milliye türküleri'nde ulusça bir araya gelelim..."

(Cumhuriyet, 21 Temmuz 1983)

"Devrimci siyaset' mi? O da şudur:

Antiemperyalist olmak, bağımsızlık savaşlarını desteklemek, olaylardan, emekçi sınıf ve tabakaların sosyal adalet içinde özgürce yaşamaları için somut sonuçlar çıkarmak, elden geldiği ölçüde, bu ilkeleri uygulamak... Bütün bunlar için siyasal olduğu kadar ideolojik açıdan da 'tam bağımsız' olmak...

Ulusallığı tam bağımsızlıkla, sınıfsallığı da bu ulusallık ile sürdürüp, evrensel boyutlarda barışçı düşünceleri savunmak..."

(Cumhuriyet, 27 Ağustos 1983)

" Kurtuluş Savaşı'mızın ideolojisi, 'tam bağımsızlık' inanç ve ilkesinden kaynaklanır. Tam bağımsızlık inanç ve ilkesi, ulusal yapıda gerçekleştirilen devrimler ile tamamlanır. Laiklik ilkesi, Atatürk devrimlerinin en önemli kilit taşlarından biridir."

(Cumhuriyet, 27 Aralık 1983)

" Son yıllarda, Atatürkçülüğe karşı, onu yadsıyan ne kadar tutum ve davranış varsa hepsi benimsendi ve uygulandı. Laiklik ilkesinden devletçiliğe, cumhuriyetçilikten 'tam bağımsızlık' inancına kadar ne kadar ilke ve inanç varsa, hepsi tek tek ve sistemli olarak çiğnendi. Kim buna 'hayır' diyebilir? Evet kim?"

(Cumhuriyet, 30 Haziran 1984)

" 20. yüzyılın ilk bağımsızlık savaşı, bizim Kurtuluş Savaşımızdır. 20. yüzyılda mayası Atatürk tarafından atılan ulusal kurtuluş savaşları, gerici, ırkçı, şoven anlayışa karşı ilerici ve devrimci nitelikler taşır. Devrimler aracılığı ile çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak Atatürk milliyetçiliğinin ana amacıdır.

Yurtseverlik, insanın kendi ülkesini emperyalist baskılardan kurtarması için çabalamasını gerektirir."

(Cumhuriyet, 18 Eylül 1984)

" Sıvas Kongresi'nin mandacıları bir ölçüde özür sahibi sayılabilirler. Çünkü, yenilgilerin yılgınlığı bilinçlerine ve yüreklerine sinmişti. Bugünkü mandacıların ise hiçbir özürleri yoktur. Mustafa Kemal ve İsmet paşalar öncülüğündeki Kurtuluş Savaşı, Kuvvayı Milliye ruhu ile kenetlenmiş bir ulusun emperyalizmi nasıl dize getirdiğini, dosta ve düşmana göstermiştir.

'Tam bağımsızlık' inancı ve 'Kuvvayı Milliye ruhu' bugün için Türk toplumunun kendi kendine güvenini gerektirir. Ne acıdır ki, kimilerinin kafalarında yosun tutmuş egemen ideoloji, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın ve devletimizin temelini oluşturan kavramları suç saymaktadır. Uyan Gazi Kemal uyan, ne günlere kaldık, ne günlere!

(Cumhuriyet, 25 Eylül 1984)

Cumhuriyet devrimini, Atatürk ilkelerini, tam bağımsızlık inancını Cumhuriyet burçlarında birer bayrak gibi yükseltmeye yine devam edeceğiz. Yılmadık, yılmayacağız.

UĞUR MUMCU