Herbir şehitle birlikte ölen biziz!
Hergün birer-ikişer
albayraklara sarılı tabutların içinde,
omutlarda giden
ülke
senin ülken-
Türkiye!...
5 Temmuz 2012 - Berlin
Translate
06 Ağustos, 2012
11 Haziran, 2012
Wir Spielen 15-16 Juni 20h in Richard Gurundschule
Gönül's Art Lädt Sie Herzlisch Ein " Ein Schehter Traum"
48 Stunden Neukölln - 14. Kunst- und Kulturfestival
15-17 Juni
Gönül Hürriyet Aydın
Wurde in der Türkei geboren und lebt seit 22 Jahren in Berlin. Sie ist die Betreiberin der “Gönül’s Art Atelier-Galerie” und arbeitet als Schrifstellerin, Kuratorin und Malerin. “Eın schlechter Traum/KötüBir Düş” ist ihr 3. Theaterstück und ihre erste Regiearbeit.
Manfred Effinger
Geboren 1957 in München. Klanginstallationen, Toncollagen, Hörspiel-und Theatermusik, Improvisation mit Akkordeon, Percussion, Stimme, Kinderspielzeug und Alltagsgegenständen.
Serenat Gümüs
Schülerin der Ernst-Litfaß-Schule, spielt seit 5 jahren im Tiyatrom und arbeitet bereits seit 2 jahren mit Gönül Hürriyet Aydin zusammen. Außerdem geht sie seit 6 jahren in die Musikschule. Sprachen: Deutsch, Türkisch und Englisch.
Enver Coskun
18 Jahre alt, Schüler und seit 5 Jahren Schauspieler im Tiyatrom. “Schauspielerei ist meine größte Leidenschaft und ich versuche diese in jedem Lebensbereich umzusetzen...”
Sprachen: Deutch, Türkisch und Englisch.
Dilara Aydın
Ich bin 20 jahre alt und mache zurzeit mein Abitur. Ich spiele seit 7jahren theater im türkischen Theater Tiyatrom. Das Stück "Ein schlechter Traum " wird meine erste Zusammenarbeit mit Gönül Hürriyet Aydin.
Sprachen: Deutsch, Türkisch, Englisch und Fransösizch.
Simge Yazgılı
18 Jahre alt, Schülerin. Besucht OSZ Bürowirtschaft. “Kötü bir Düş - Ein schlechter Traum” ist das erste Theaterstück bei dem sie mitspielt.
Sprachen: Deutsch, Türkisch und Englisch.
22 Mayıs, 2012
30 Mart, 2012
T Ü R K E İ ? - gha
Das Land läuft gerade Schritt für Schritt zum Faschismus...
Wer die Regierung kritisiert, landet im Gefängnis!
Oder wird vom Finanzbeamten aufgesucht... Tragikomisch... oder?
(Gegenwärtig sind in der Türkei hunderte von Journalisten und Schriftsteller - auch Abgeordnete, Studentin, Politiker - seit Jahren – im Gefängnis... Keiner von ihnen weiß, warum sie verhaftet worden sind!)
Interessanterweise seit Erdoğan Regiert ist, plötzlich niemand – EU - Kritisiert mehr oder schaut dorthin!
Wenn hingeschaut wird, dann wird der Türkische Ministerpräsident Erdogan mit einem Preis belohnt!?
-Irgendeine Jüdische Gemeinde aus Amerika, hat Erdogan im Jahr 2004 mit dem „Tapferkeit Preis“ ausgezeichnet!!!
Deutschland wollte gerade das Gleiche tun, mit einem "Steiger Award 2012" Preis!!!
*"Der Preis sollte ihm 'für 50 Jahre deutsch-türkische Freundschaft stellvertretend für das türkische Volk' übergeben werden, wie die Veranstalter mitteilten. Mit dem aus einer Privatinitiative entstandenen Preis sollen laut den Initiatoren Persönlichkeiten gewürdigt werden, "die sich durch Geradlinigkeit, Offenheit, Menschlichkeit und Toleranz auszeichnen". (Stern)
3 x wow!!!
Oder, 1 x Aha? :))
-ich weiß es nicht, was man dazu sagen kann, sagst du es mir?
*Glücklicherweise Demonstrationen haben diese peinliche Situation verhindert.
29 Ocak, 2012
16 Aralık, 2011
Yaşayan Tarih Orhan Karaveli: “Kurtuluş Savaşı’nı verdiğimiz için özür mü dileyeceğiz?” - Beyhan YILDIRIM
Usta gazeteci, yazar Orhan Karaveli, Haziran 2011 tarihinde yayımlanan anı / belgesel niteliğindeki “Berlin’in Yalnız Kadınları“ kitabını tanıtmak amacıyla Berlin’de iki ayrı konferans verdi.
Berlin’in ilk Türk gazetecisi (1955-1958), Devrim’den sonra Küba’ya giden ilk Türk gazeteci (1959), Türkiye Cumhuriyet’nin kurucusu, Türk Devrimi’nin Lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün 10. yıl Nutku’na tanıklık eden (1933), Atatürk’le görüşen, dünya edebiyatının doruklarından Nâzım Hikmet’in hayatta kalan son dostlarından Orhan Karaveli, akıcı, esprili ve düşündürücü üslubuyla Berlin’de iki gün boyunca unutulmaz söyleşi ve sunumlar gerçekleştirdi.
Söyleşilerin ilki Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin ve Tiyatrom tarafından düzenlendi. Ünlü edebiyatçı Adnan Binyazar’ın sunuculuğunda gerçekleşen Tiyatrom’daki buluşmada Orhan Karaveli, Berlin'deki okuyucularına Türkiye’deki güncel siyasi gelişmelerin yanı sıra Almanya’daki anılarını da aktardı.
Galatasaray Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Londra Politeknik Okulu’nda öğrenim gören Orhan Karaveli, üç yıl yaşadığı Berlin’de Alman edebiyatının derinlik ve zenginliklerini öğrenme imkanı bulduğunu belirterek, Stefan Zweig’ın “yıldızın doğması“ metaforunun yaşamının dönüm noktalarını en iyi betimleyen sözler olduğunu dile getirdi.
Türk basınına 50 yılı aşkın süre hizmetleri nedeniyle 2004’te Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ne değer görülen, Basın Şeref Kartı sahibi Orhan Karaveli: “Devrimin Ankarası’nda dünyaya gelmek, Büyük Atatürk’le tanışmak, İkinci Dünya Savaşı sonrası Berlin’de gazetecilik yapmak, Küba’ya giden ilk Türk gazeteci olmak, Ernst Reuter, Bertold Brecht, Nâzım Hikmet’le tanışmak, dostluk kurmak, hayatımın unutulmazları. Bu anları yaşamak, bu şahsiyetler ve doruklarla tanışmak, benim hayatımda yıldızın doğduğu anlardı” dedi.
1930 Ankara doğumlu Karaveli’nin Babası, Atatürk’ü Ankara’da karşılayan seymenlerden, Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk ve Recep Peker arasındaki iletişimi sağlayan kalpaklı Kuvvacı Mahmut Karaveli (1901-1979). İstiklâl Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy 1921 yılında Orhan Karaveli’nin dedesi Tevfik Çiftdoğan’ın (1878-1968) evinde konaklamış, Büyük Şair, ulusal marşın dizelerini ilk defa Orhan Kareveli’nin Annesi Raife Karaveli’ye (1905-1997) okumuştur.
Söyleşilerde Orhan Karaveli şunları söyledi: “Mustafa Kemal Atatürk’e hepimiz çok şey borçluyuz. Nerede olursak olalım, her zaman bu bilinçle yaşamalı. Ben her zaman bu düşünceyle hareket ettim. Sizler Almanya’da yaşıyorsunuz. Almanya, kültürü, edebiyatı çok zengin bir ülke. Bunları öğrenmek çok önemli. Ama hiçbir zaman, hiçbir yerde yurtseverliğinizden ödün vermeyin. Yurtsever olunmadan asla başarılı olunmaz“ dedi.
Karaveli: “Bir Doğu Perinçek, bir Mehmet Perinçek neden hapiste?”
Tiyatrom’daki söyleşide güncel siyasi konulara da değinen Karaveli, Tayyip Erdoğan'nın 1937/38 Dersim İsyanı ile ilgili açıklamalarını, AKP hükümetinin Suriye politikasını, Silivri ve Hasdal’da yüzlerce yurtsever aydının haksız yere hapislerde tutulmasını, Cumhuriyet Halk Partisi yönetimini de Dersim konusundaki tutumu nedeniyle eleştirerek, “Bu gidişle İngilizler’den, Yunanlılar’dan, İtalyanlar’dan, Fransızlar’dan, Ermeniler’den, Amerikalılar’dan da Kurtuluş Savaşını kazandığımız için de özür dileyeceğiz. Bir Doğu Perinçek, bir Mehmet Perinçek neden hapiste? Bu insanlar Türkiye’nin yetiştirdigi en önemli araştırmacılardan. Mehmet Perinçek, Rus Arşivlerini, Ermeni meselesini en iyi bilen uzmanlardan. Ona en çok ihtiyacımız olduğu bir dönemde hapsedildi“ diyerek tepksini dile getirdi.
Karaveli: “Sizler Berlin'de, bizler Türkiye'de gurbetteyiz!”
Basındaki erozyona da değinen Karaveli: “Aydınlık, Sözcü, Cumhuriyet Gazetesi ve Ulusal Kanal dışında doğru-düzgün yayın yapan kalmadı. Türkiye artık bildiğimiz Türkiye değil. Sizler Berlin’de, bizler Türkiye’de gurbetteyiz. Türkiye’yi tanıyamıyorum artık! Fakat şartlar ne olursa olsun, Türkiye’miz, bu maceralı günleri önünde sonunda aşacaktır. Unutulmasın ki, her şeye rağmen AKP’ye oy vermeyen yüzde ellilik bir kesim var. Sabırlı olmak, mücadele etmek gerekir” dedi.
Berlin’deki söyleşilerinin ikincisini Türkevi’nde gerçekleştiren Orhan Karaveli’ye şair-yazar Gültekin Emre eşlik ederken, gecede Orhan Karaveli’nin eserleri ve özgeçmişi ayrıntılı olarak ele alındı.
Orhan Karaveli’nin kaleme aldığı kitaplar şunlar: Kişiler ve Köşeler (1982), Bir Ankara Ailesi’nin Öyküsü (1999), 46-99 Şiirler (1999), Görgü Tanığı (2001), Tanıdığım Nâzım Hikmet (2002), Sakallı Celal (2004), Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği (2007), Ziya Gökalp’i Doğru Tanımak (2008), Ali Kemal, “belki de bir günah keçisi”(2009), Berlin’in Yalnız Kadınları (2011).
© Aydınlık Gazetesi
Berlin, 15.12.2011
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

